Güpgüpoğlu Konağı - Kayseri Etnoğrafya Müzesi
 
 
 
 
   
  KAYSERİ  
   
 
Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi
Hanlar, hamamlar, kaleler, kervansaraylar, kümbetler ve köprüler ile Kayseri`nin tarihi mirası
Kayseri`nin kalbinde: Ulu Cami
Anadolu`dan ilk mektuplar: Kayseri Arkeoloji Müzesi
Mantıdan pastırmaya Kayseri mutfağı
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
MAKİNA ODASI
Baskılı T-shirt Modelleri
 
  Harkasos`tan Erciyes`e  
Erciyes, her daim gümüş gibi parlayan zirvesi ve ihtişamlı duruşu ile tarih boyunca insanoğlunu etkilemiştir. İlk çağlarda tapınılan bir dağ olmuş, yüzyıllar boyunca bir kült merkezi olarak görülmüştür.
Harkasos`tan Erciyes`e
Erciyes Dağı, Anadolu’da bilinen ilk halklardan olan Hattiler’den başlayarak günümüze kadar her medeniyetin gözünde kutsal bir yere sahiptir. Hititler döneminde adı Harkasos; beyaz, gümüş gibi parlak, beyaz dağ olarak, Tekir yolunda bulunmuş olan bir kitabede ise “Anadolu’nun en yüksek dağı, Harharas” olarak geçmiştir. Grekler ise Erciyes’i, Argaios; gümüşdağ olarak adlandırmışlardır.

Ahmet Nazif Efendi, Mir'at-ı Kayseriyye adlı eserinde eski Göreme yöresinin Kapadokya krallarından birisinin oğlu olduğu târihi rivâyetlerde adı geçen peygamberlerden "Circis’e" atfederek Circis kelimesinden veya Rumca beyaz anlamına gelen "Erkiyos" tan türediğini ileri sürmüştür.

Erciyes, Evliya Çelebi’nin zamanında yazdıklarından anlaşıldığına göre o zamanlar Erciş’tir. Sonraları ise Erciyaş, Erciyas ve en nihayetinde Erciyes olmuştur.

Erciyes, her daim gümüş gibi parlayan zirvesi ve ihtişamlı duruşu ile tarih boyunca insanoğlunu etkilemiştir. İlk çağlarda tapınılan bir dağ olmuş, yüzyıllar boyunca, M.Ö.IV. yüzyıla kadar bir kült merkezi olarak görülmüştür. Ünlü Yunan filozof Maximus Tyrius’da, Erciyesi’i hem tanrı, hem yemin tanrısı, hem kült heykeli olarak ifade etmiştir. Tyrius’un bu ifadesi, Erciyes’in çağlar boyunca insanların gözünde kutsal bir yeri olduğunu göstermektedir.

Grek mitolojisinde Erciyes, "Büyük Kilikya’nın yüz başlı ejderi olan Typhaus'un büyük tanrı Zeus'un Olympus'u olan Argaios’un eteklerine yerleştiği ve Zeus'un ona şimşek fırlattığı Typhaus'un da karşılık olarak volklanlarla cevap verdiği ve sonunda ejderin yenik düşerek dağın dibine fırlatıldığı" diye anlatılmaktadır.

Harkasos`tan Erciyes`e

Manevi etkisi Helenistik devirden sonra da devam etmiştir. Roma öncesinde de hem Büyük Kyros zamanında Anadolu'nun ele geçirilmesi ve hem de Darius döneminden itibaren bölgenin İranlılaştırılması sırasında da Erciyes'in yakınlarına ateşgedelerin (ateş tapınakları) kurulduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir.

Antik döneme ait bir çok paranın üzerinde Erciyes dağının sembolik olarak çizilmiş tasviri bulunmakta ve bazı sikkelerin üzerinde dağın tepesinde oturan bir tanrının tasvir edildiğini görülmektedir. Roma döneminde bu tanrının yerini Jupiteri temsil eden kanatlarını açmaya hazırlanan bir kartal almıştır. Yine bazı sikkelerde dağın üzerinde ay ve yıldız motiflerinin yer aldığını görülmüştür. İç Anadolu müzelerinde, Jüpiter’i sembolize eden kartal heykelleri ve Erciyes dağı ile ilgili sikkeleri görmek mümkündür.

Evliya Çelebi ise seyahatnamesinde Erciyes Dağı’ndan;

“Bu dağda asla yılan, çıyan, akreb ve bu gibi zehirli hayvanlar yoktur. Bu dağda ricalü'l-gayb makamı olduğu için haşerât bulunmaz derler. Diğer bir söylentiye göre de seçkin eshabdan olup uzun zaman yaşamı olan (Baba Reten Hindi) hazretleri bu dağda oturduğundan bu haşerâtın bulunmaması onların duası sebebiyledir.

Hâlâ bu dağda (Baba Reten) bağı denilen kendi kendine yetişen çeşitli meyveler veren bağlar vardır. Zira bu Baba Reten bağçivanların piri olup ismi Ebû Hindî'dir. Kendisi nimetlerinden uzak olarak yanlız basma ömür sürmüştür. Kabri yine Hindistan'dadır.

Başka bir söylentiye göre de, Hazret-i Yahya zamanında Kayser Erciş bu şehri kurduğunda büyük filozoflardan (Flaska) adındaki filozof bu yüksek dağa çıkıp yetmiş aded haşerât şeklini bir sütun üzerine kazıp her birine birer tılsım yapmıştır. Onun için bu dağda zehirli hayvanlar yoktur derler. Bu dağın yaz ve kışın kar ve buzu eksik olmaz. Zülâl kurdu dahi bulunurmuş ama biz görmedik.” diye bahsetmektedir.

Tüm bu ifadeleri ile anlaşılmaktadır ki hangi kültür veya uygarlık olursa olsun Erciyes’in insanoğlu üzerindeki derin manevi etkisi şüphe götürmez bir gerçektir.
WWW.ATELIERCREART.COM WEB SİTESİNİ ZİYARET ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
  Erciyes (Fotoğraf: Dr.M.Cahit Gözüakça)  
  Erciyes (Fotoğraf: Dr.M.Cahit Gözüakça)  
  Erciyes (Fotoğraf: Alper Pelik)  
  Erciyes (Fotoğraf: Alper Pelik)  
  Erciyes (Fotoğraf: Alper Pelik)  
  Erciyes (Fotoğraf: Alper Pelik)  
  Sercer Yaylası'ndan Erciyes (Eylül, 2007/Kayseri)  
  Develi yolundan Erciyes (Eylül, 2007/Kayseri)  
  Develi yolundan Erciyes (Eylül, 2007/Kayseri)  
   
 
www.kayseriden.biz   Hakkımızda  |  Site Hakkında  |  Kullanım Koşulları |  Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]
<